Murat Özgünhan
Kültür Sanat ve Nostalji Evi
9 Şubat 2012 Perşembe
Sıkıcı Hayat
2000'li yıllarla başlayan hayatımızın anlamsızlığı 2010'lu yıllarda ayyuka çıktı. Eskiden mesela 1990'lı yıllarda insanlar daha hoşgörülü ve birbirlerine destek olurlardı. O zamanlar bile komşuluk ölmemiş hayatın anlamı değerini yitirmemişti. Şimdi ki zaman dilimine bakıyorum da, Rahatsız oluyorum insanların sinirli ve ilgisiz ve aynı zamanda sahtekar karakterinden. İçimiz dışımız ben şu insanı nasıl kandırırım neler yapabilirime dönüşmüş. Bir insanla tanışıyorsun ve bu insan senden borç para istiyor hadi vereyim diyorsun geri alamıyorsun ve bu gibi örnekleri çoğaltmak öyle çok mümkün ki. İnsanların duyarsızlığı ve kendilerine yapılan haksızlıklara cevap vermemesi sesini çıkaramaması ise bir milletin sonunu getirecek cinsten. Bu kadar yazıyorum canım sıkıldı yine.
Etiketler:
duyarsızlık,
hoşgörü,
insanlar
25 Aralık 2011 Pazar
26 Temmuz 2011 Salı
Binbir Gece Masalları ( Yapı Kredi Yayınları )
Çocukluğumdan itibaren çok duydum Binbir Gece Masalları'nı ve çok izledim bu efsane hikayelerden oluşan filmleri. Binbir Gece Masalları özellikle Asya ve Ortadoğu'da son derece bilinir ve dilden dile anlatılır. Sinbad, Uçan Halı, Ali Baba ve Kırk Haramiler en bilinen hikayelerdendir. Aslında birazda açık saçık hikayeler vardır bu eserde fakat bunları ne biz biliriz ne filmlere uyarlanmışlardır. Binbir Gece Masalları eksiksiz çeviri olarak Yapı Kredi Yayınlarından 2001 yılında Alim Şerif Onaran çevirisiyle piyasaya çıktı. Bu eseri 8 tam cilt olarak yanılmıyorsam 2002-2003 yılları arasında bir arkadaşımdan alacağıma karşılık edinmiştim. Arkadaşım Beyoğlu Aslıhan Pasajı'nda sahaftı ve tatile çıkacağı için istersen böyle birşey yapalım dedim ve olur karşılığını verince setin tamamını edindim. Kitapların saman kağıdına basılı olması gözlerin yorulmamasına sebeb olduğu gibi aslında olması gerekende bu değilmidir? 8 cildin tamamını bitiremedim,acaba bunda tamamını bitirdikten sonra lambadan cin çıkma durumu olabileceğini söyleyenlerin etkisinde kalma durumum olabilirmi?=)) Kitabın tek olarak fiyatı o yıllarda 8.5 milyon gibiydi şimdi ise biraz daha fazla olacağı malum.
25 Temmuz 2011 Pazartesi
Titanic Deluxe Collector's Edition
James Cameron'un Titanic'ini ilk olarak Star Tv'de izlemiştim. Aslında birçok övgü alan bu filmi o zamanlar sinemalarda izleyemeyimişim nedeni Güneydoğuda bulunmamdır. İstanbul'a geldiğimde Star Tv'de fragmanlarını dönüyor ve içimden çok kaliteli bir filmdir heralde diye söyleniyordum. Filmi Star Tv'de izledikten sonra anladım ki hayatımın filmini izlemişim. Filmden çok etkilendim. İtiraf ediyorum, belki yaklaşık 1 ay boyunca aklımdan çıkmayan bir film oldu Titanic. Önce İstiklal Caddesi'ne gidip müzik albümünü aldım kaset formatında. Titanic'i Titanic yapan nedenlerden biri de elbette büyük emekler verilmiş ve insanın derinden etkileyen müzikleridir. Bir filmi daha iyi yapmak için müziklerin mutlaka insanı derinden yaralaması lazım. O zamanlar yani 2000'li yılların başında henüz dvd formatı ülkemizde olmadığı için Titanic'i arşivime katma şansım olmadı. Gel zaman git zaman dvd Formatı ülkemizde bulunmaya başlamasına rağmen Titanic'in adamakıllı, kamera arkalarının olduğu bir dvd bulamadım maalesef, çünkü yoktu yayınlanmamıştı. Yıl 2006, Bir ara Unkapanına işim düştü ve plakçılar çarşısına yakın bir yerdeydim. Hadi dedim birde gelmişken buraya uğrayıp Titanic'i sorayım. Gördüğüm ilk büyük firmaya gittim ve Titanic'in dvd formatında olup olmadığını sordukta sonra beni öyle bir sete yönlendirdilerki, o an Dünyalar benim olmuştu.
Titanic'in tam 4 dvd'lik bir seti gelmiş ve hatırladığım kadarıyla 40 veya 45 lira fiyatı vardı. Yanımda o kadar para vardı ve büyük bir sevinçle Titanic'in tam 4 dvd'den oluşan koleksiyon setini alıverdim. Koleksiyon setinin kutusu son derece güzel. Gayet güzel uğraşmışlar. Son derece geniş bir kamera arkası ve yorumlar bölümleri var. 4 dvd'nin her birinde kamera arkası ve yorumlar bulunuyor. Kısaca saatler süren kamera arkası şölenine tanık oldum. Dvd setinin tek kötü yanı Türkçe altyazısının bulunmayışıydı. Filmin Türkçe altyazısı elbette vardı fakat kamera arkalarına Türkçe altyazısı desteği sunulmayışı çok kötü olmuş. Titanic benim en çok sevdiğim yabancı filmdir ve hayatımda hiçbir filmden bu kadar etkilenmemiştim.
Titanic'in tam 4 dvd'lik bir seti gelmiş ve hatırladığım kadarıyla 40 veya 45 lira fiyatı vardı. Yanımda o kadar para vardı ve büyük bir sevinçle Titanic'in tam 4 dvd'den oluşan koleksiyon setini alıverdim. Koleksiyon setinin kutusu son derece güzel. Gayet güzel uğraşmışlar. Son derece geniş bir kamera arkası ve yorumlar bölümleri var. 4 dvd'nin her birinde kamera arkası ve yorumlar bulunuyor. Kısaca saatler süren kamera arkası şölenine tanık oldum. Dvd setinin tek kötü yanı Türkçe altyazısının bulunmayışıydı. Filmin Türkçe altyazısı elbette vardı fakat kamera arkalarına Türkçe altyazısı desteği sunulmayışı çok kötü olmuş. Titanic benim en çok sevdiğim yabancı filmdir ve hayatımda hiçbir filmden bu kadar etkilenmemiştim.
Etiketler:
dvd,
film tanıtımı,
Sanat,
Titanic Deluxe Collector's Edition
24 Temmuz 2011 Pazar
24 Temmuz
24 Temmuz nedir benim için, 24 Temmuz sevincimdir benim, gülmemdir benim, hayatımı Puzzle Yapsalar o parçaların en büyüklerinden biridir benim için. 24 Temmuz hayatı daha güzel yaşamamı sağlayıp varlığıyla hergün düşündüğüm aklımdan çıkmayandır. 24 Temmuz'u ne zaman tanıdım biliyormusunuz? 2008. Evet 2008, 24 Temmuz'u bana tanıştıran tarih oldu. Yüzünü sık göremediğiniz bir varlığa karşı en fazla neler hissedebilirsiniz? Hissettikleriniz belirli bir ölçüyü geçmeyecektir.
24 Temmuz
Asla bilemiyeceksin neler hissettiklerimizi
Biz biliriz biz yaşarız o duyguları
Sen istemesen de Puzzle'ın parçası oldun anlıyormusun?
Ancak seninle tamamlanır biteriz, seninle gideriz oraya
Orası neresi? dediğini duyar gibiyim
Orasını bilmeyen mi var? yoksa sen bilmiyormusun?
Kolay değil seninle gitmek, zordur bu anlıyormusun?
Sen verdin fakat sen alamazsın, yapıştı bir kere nasıl söküp atacaksın?
Uçurumun kenarında olmak gibi bir durum
Geriye dönsem olmaz ki diyorum, olmasın olmasın
Biterse bitsin diyemen ki, basit değil ki
Söküp atılamıyacaksın Atam gibi, sen bile başaramayacaksın
Elimden gelse değiştirebilsem bazı şeyleri
Düşünürdüm neler yapabileceğimi
Hakkımı şimdi kullanmazdım saklardım, neden biliyormusun?
Seni yaşatmak için, Hakkımız 2 kişilik bir sen birde hepimiz
Bir Demet Menekşe İçin
24 Temmuz
Asla bilemiyeceksin neler hissettiklerimizi
Biz biliriz biz yaşarız o duyguları
Sen istemesen de Puzzle'ın parçası oldun anlıyormusun?
Ancak seninle tamamlanır biteriz, seninle gideriz oraya
Orası neresi? dediğini duyar gibiyim
Orasını bilmeyen mi var? yoksa sen bilmiyormusun?
Kolay değil seninle gitmek, zordur bu anlıyormusun?
Sen verdin fakat sen alamazsın, yapıştı bir kere nasıl söküp atacaksın?
Uçurumun kenarında olmak gibi bir durum
Geriye dönsem olmaz ki diyorum, olmasın olmasın
Biterse bitsin diyemen ki, basit değil ki
Söküp atılamıyacaksın Atam gibi, sen bile başaramayacaksın
Elimden gelse değiştirebilsem bazı şeyleri
Düşünürdüm neler yapabileceğimi
Hakkımı şimdi kullanmazdım saklardım, neden biliyormusun?
Seni yaşatmak için, Hakkımız 2 kişilik bir sen birde hepimiz
Bir Demet Menekşe İçin
20 Temmuz 2011 Çarşamba
Bruce Fein : "Ermeniler 2 Milyon Osmanlı'yı Öldürdü."
ABD eski Başkanı Reagan’ın danışmanı Fein: “Beyaz Saray araştırma yaptı, Ermenilerin 2 milyon Müslüman Osmanlı’yı katlettiği ortaya çıktı. Ermeniler, kendi arşivlerini açmıyor, çünkü bu gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor…” dedi.
ABD Başkanı Ronald Reagan’ın hukuk danışmanlığını yapan Bruce Fein, sözde Ermeni soykırımı iddialarını değerlendirdi. Ermenilerin bu iddialarının son derece asılsız olduğunu belirten Fein, Reagan’ın başkan olduğu 1981′de bu konunun Beyaz Saray tarafından araştırıldığını ve iddiaların asılsız olduğunun belgelendiğini söyledi. İşte sözde Ermeni soykırımı konusunda Fein’in açıklamaları:
“Osmanlı İmparatorluğu’nun azınlıklara karşı “müthiş” sayılabilecek bir özen gösterdiği gerçeğini unutmamak gerekir. Azınlıklar, kendi dini özgürlüklerini ve hayatlarını son derece rahat bir şekilde sürdürdü.
Ermeni terör çeteleri I. Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Rusya ile birlikte Osmanlıları öldürdü. Bu rakamın 2 milyon civarında olduğu bir gerçek. Ermeni kayıplarının ise 500 bin civarında olduğu araştırmalarla kanıtlandı. Burada asıl önemli konu, Ermenilerin ihanetidir. Osmanlı da kendisini savundu. Özellikle ABD’de yaşayan Ermeniler, soykırım yalanı ile büyük getiri sağlıyor. ABD yönetimi de büyük paralar döndüğü için Ermenileri karşısına almak istemiyor. Ermeniler ısrarla kendi arşivlerini açmıyor. Çünkü yıllardır soykırım yalanı ile dönen getirimi kaybetmek istemiyorlar. Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya çıkacak."
ABD Başkanı Ronald Reagan’ın hukuk danışmanlığını yapan Bruce Fein, sözde Ermeni soykırımı iddialarını değerlendirdi. Ermenilerin bu iddialarının son derece asılsız olduğunu belirten Fein, Reagan’ın başkan olduğu 1981′de bu konunun Beyaz Saray tarafından araştırıldığını ve iddiaların asılsız olduğunun belgelendiğini söyledi. İşte sözde Ermeni soykırımı konusunda Fein’in açıklamaları:
“Osmanlı İmparatorluğu’nun azınlıklara karşı “müthiş” sayılabilecek bir özen gösterdiği gerçeğini unutmamak gerekir. Azınlıklar, kendi dini özgürlüklerini ve hayatlarını son derece rahat bir şekilde sürdürdü.
Ermeni terör çeteleri I. Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Rusya ile birlikte Osmanlıları öldürdü. Bu rakamın 2 milyon civarında olduğu bir gerçek. Ermeni kayıplarının ise 500 bin civarında olduğu araştırmalarla kanıtlandı. Burada asıl önemli konu, Ermenilerin ihanetidir. Osmanlı da kendisini savundu. Özellikle ABD’de yaşayan Ermeniler, soykırım yalanı ile büyük getiri sağlıyor. ABD yönetimi de büyük paralar döndüğü için Ermenileri karşısına almak istemiyor. Ermeniler ısrarla kendi arşivlerini açmıyor. Çünkü yıllardır soykırım yalanı ile dönen getirimi kaybetmek istemiyorlar. Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya çıkacak."
Bu Sözler Sözde Ermeni Soykırımına İnanan ve Destekleyen Vatan Hainleri ve Bilinçsiz İnsanlara Armağan Olsun.
12 Nisan 2011 Salı
12 Nisan 2011 Ali Abi İle İttihat ve Terakki Maceramız
Ali abi ile beraber Beşiktaş'tan yürüyerek Kabataş'a Anadolu Hayat'a gittik. Anadolu Hayat'ta görevli kız Fox Tv'de yayınlanan Arka Sıradakiler adlı dizinin hayranı çıkınca güzel bir muhabbet başladı. İşimiz bittikten sonra bir dönem öğrenim gördüğüm Beyoğlu Fındıklı Lisesi'nin oradan Taksim'e çıkmaya karar verdik. Fındıklı Lisesi cephe boyasının değişmiş olmasının haricinde yıllar öncesinden kalmış gibi tıpatıp aynı duruyordu. Eski günler aklıma geldi ve duygulandım nihayetinden. Ali abi ile eski günlere gittik. Daha sonra Taksim'e çıktık ve oradan Nişantaşı'na gittik. Önce Harbiye Parkı ve ünlü Türk hükümdarlarının büstlerini derken Çağlayan'a doğru yola koyulduk. Ali abi çok ufak bir ağrı problemi yaşamasına rağmen beni kıramadığı için yola devam ettik. İstanbul Ev Dekorasyon mağazalarının olduğu yerde aldığımız meyve suyu ve bisküvileri yerken Rahmetli Kemal Sunal'ın oğlu Ali Sunal'ı gördük ve yanında Yaprak Dökümü'nden hatırlayacağınız sevgilisi Gökçe Bahadır vardı.
Neyse efendim sora sora Abide-i Hürriyet Anıtı'na ulaştık. İçeri girmek öncelikle resmen bir zulüm oldu. Giriş kapıları kapalıydı. Güvenlik kulübesi olmasına rağmen kimsecikler yoktu. Ali abi laf ederler ne olur ne olmaz diyerek girmek istemedi fakat ben o kadar yolu boşunamı geldim:) Ne olursa olsun girecektim. İçeri girdim elbette ve ilk olarak Enver Paşa'nın İttihat Ve Terakki'nin en önemli isminin, bir döneme damgasını vurmuş ve Atatürk'ün en büyük rakibi kabul edilen Sarıkamış faciasının sorumlusu tutkulu, maceraperest ve elbette hayalperest Enver Paşa'nın kabri önümde duruyordu. Aslında bu yere Enver Paşa için gelmiştim ve o an büyük bir mutluluk yaşadım.
Enver Paşa'nın kabri gayet görkemli ve temiz bir durumdaydı. Dua ettikten sonra hemen sağında bulunan yine çok önemli paşalardan, İttihat ve Terakki liderlerinden Talat Paşa'nın kabrini gördüm ve dua okudum. Yakın geçmişin öyle büyük isimleridirler ki bilenler zaten beni anlayacaklardır. Daha sonra İttihat ve Terakki'nin diğer önemli isimlerinin kabirlerini gördükten sonra Ali abinin yanına döneyim derken kurt köpeğinin gezindiğini farkettim:) Ne olur ne olmaz diyerek güvenlikçi arkadaşların olduğu o meşhur İstanbul Adalet Sarayı'nın oradan çıktım. İstanbul Adalet Sarayı tamamen bitmiş ve son derece görkemli yapısıyla karşımda duruyordu ve her ne hikmetse İttihat ve Terakkicilerin kabirlerinin olduğu yere yapılmıştı Avrupanın en büyük adalet sarayı!! Maceramız bu kadar okuduğunuz için teşekkürler:)
Neyse efendim sora sora Abide-i Hürriyet Anıtı'na ulaştık. İçeri girmek öncelikle resmen bir zulüm oldu. Giriş kapıları kapalıydı. Güvenlik kulübesi olmasına rağmen kimsecikler yoktu. Ali abi laf ederler ne olur ne olmaz diyerek girmek istemedi fakat ben o kadar yolu boşunamı geldim:) Ne olursa olsun girecektim. İçeri girdim elbette ve ilk olarak Enver Paşa'nın İttihat Ve Terakki'nin en önemli isminin, bir döneme damgasını vurmuş ve Atatürk'ün en büyük rakibi kabul edilen Sarıkamış faciasının sorumlusu tutkulu, maceraperest ve elbette hayalperest Enver Paşa'nın kabri önümde duruyordu. Aslında bu yere Enver Paşa için gelmiştim ve o an büyük bir mutluluk yaşadım.
Enver Paşa'nın kabri gayet görkemli ve temiz bir durumdaydı. Dua ettikten sonra hemen sağında bulunan yine çok önemli paşalardan, İttihat ve Terakki liderlerinden Talat Paşa'nın kabrini gördüm ve dua okudum. Yakın geçmişin öyle büyük isimleridirler ki bilenler zaten beni anlayacaklardır. Daha sonra İttihat ve Terakki'nin diğer önemli isimlerinin kabirlerini gördükten sonra Ali abinin yanına döneyim derken kurt köpeğinin gezindiğini farkettim:) Ne olur ne olmaz diyerek güvenlikçi arkadaşların olduğu o meşhur İstanbul Adalet Sarayı'nın oradan çıktım. İstanbul Adalet Sarayı tamamen bitmiş ve son derece görkemli yapısıyla karşımda duruyordu ve her ne hikmetse İttihat ve Terakkicilerin kabirlerinin olduğu yere yapılmıştı Avrupanın en büyük adalet sarayı!! Maceramız bu kadar okuduğunuz için teşekkürler:)
17 Ocak 2011 Pazartesi
Vadim O Kadar Yeşildi Ki: Yazar, Richard Llewellyn
1941 yapımı 7 dalda oskar ödülü kazanan Amerikan sinemasının en büyük filmlerinden kabul edilen
How Green Was My Valley bilinen adıyla Vadim O Kadar Yeşildi Ki, Richard Llewellyn'in unutulmaz eseridir. Bu eser yazarın ilk eseri ve aynı zamanda tahmin edildiği üzere en başarılı romanıdır. Bu roman bizlere bir Gal kasabasında yaşayan Morgan ailesinin maden ocaklarında geçen aşklar ihtiraslar sıkıntı veren hadiseler ağabeyinin sevgililisine aşık olan kardeş bu olanlara göz yumamayan ana ve babanın anlatıldığı muhteşem bir aile dramıdır aslında. Kitap Morgan ailesinin dramını anlatırken aynı zamanda büyülü ve yemyeşil ormanları bizlere çok güzel hissettirerek ayrı bir başarı örneği göstermiş. Bir dramda olması gereken örneklerin hepsini bulabileceğimiz bu eser sinema filmiyle tam 7 dalda ödül kazanarak romanın hakkını vermiştir. Ben romanı Aslıhan Pasajından almıştım Altın Kitaplardan çıkan baskısıyla ve 1970 basımı Gani Yener çevirisiyle okudum. Kitabın uyarlandığı filme ise göz atabilirsiniz. http://www.imdb.com/title/tt0033729/
How Green Was My Valley bilinen adıyla Vadim O Kadar Yeşildi Ki, Richard Llewellyn'in unutulmaz eseridir. Bu eser yazarın ilk eseri ve aynı zamanda tahmin edildiği üzere en başarılı romanıdır. Bu roman bizlere bir Gal kasabasında yaşayan Morgan ailesinin maden ocaklarında geçen aşklar ihtiraslar sıkıntı veren hadiseler ağabeyinin sevgililisine aşık olan kardeş bu olanlara göz yumamayan ana ve babanın anlatıldığı muhteşem bir aile dramıdır aslında. Kitap Morgan ailesinin dramını anlatırken aynı zamanda büyülü ve yemyeşil ormanları bizlere çok güzel hissettirerek ayrı bir başarı örneği göstermiş. Bir dramda olması gereken örneklerin hepsini bulabileceğimiz bu eser sinema filmiyle tam 7 dalda ödül kazanarak romanın hakkını vermiştir. Ben romanı Aslıhan Pasajından almıştım Altın Kitaplardan çıkan baskısıyla ve 1970 basımı Gani Yener çevirisiyle okudum. Kitabın uyarlandığı filme ise göz atabilirsiniz. http://www.imdb.com/title/tt0033729/
7 Aralık 2010 Salı
Doğum Günün Kutlu Olsun Derya
Bugün, kendisini hiç görmesem de sanal ortamdan tanıdığım Derya arkadaşımın doğum gününü kutluyoruz. Derya, tanıdığım kadarıyla son derece duyarlı bir insansın ve umarım hep tanıdığım gibi kalırsın. Nice mutlu yıllara.
Etiketler:
belgin doruk,
derya bilge
16 Ekim 2010 Cumartesi
Yakacık Yetiştirme Yurdu
Bloğumuz sevdiğimiz hoşlandığımız şeyleri yazdığımız güzel bir günlük gibidir adeta. Tabii zaman zaman çok önemli şeyleride yazmak gerekiyor. Beşiktaş çok sevdiğim bir yer ve tabii oranın eskilerinden güzel bir büfenin sahibi olan Volkan ağbi de. Volkan ağbi çok zor bir çocukluk yaşamış ve Yakacık Yetiştirme Yurdunda hayatını bir dönem idame ettirmiş bir abimiz. Kendisi çok vefalı olduğu için eski arkadaşlarını görmek istiyor ve onlarla hasret gidermek büyük arzularından. 1971-1977 arası Yakacık Yetiştirme Yurdunda kalan arkadaşlar Volkan ağbiyi Volkan Coşkun'u Facebook aracılığıyla tabii benim de katkılarımda=)) bulabilirler. Volkan ağbi sizleri bekliyor. Volkan Coşkun'un Facebook profili http://www.facebook.com/#!/profile.php?id=1006683263
Yukarıdaki linke tıklayarak Volkan Coşkun ile irtibata geçebilirsiniz.
Yukarıdaki linke tıklayarak Volkan Coşkun ile irtibata geçebilirsiniz.
Etiketler:
volkan coşkun,
yakacık yetiştirme yurdu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





































